Samsunda Escort Bayan

İstanbul escort kız ve bayan bir siteda. Yalnız gerçek fotolar ile.

Etiket
Kategoriler
Osteoporoz nedir?
halk arasına
“kemik erimesi” gibi
bilinen osteoporoz, samsun escort artan yaşla beraberinde
etkisini gösteriyor . Vücudumuzu taşıyan kemiklerin kütlesindeki azalma, kırıkların, ağrıların artmasına sebep
oluyor. Yalnız
osteoporoz bir kader değil. Bilinçli bir gidalanma
ve aktif bir yaşam ile ilerleyen yaşlarda da sağlam
bir kemik yapısına malik
bulunmak
mümkün… Halk aralarında
kemik erimesi sanarak
biliniyor osteoporoz. doğrusu
bu rahatsızlıkta kemiğin erimesi değil, birim başına düşen kemik kütlesinde azalma kelime
konusu. Hala
açık bir anlatımla, kemiğin içi boşluklarla dolunca kemik de gözenekli ve yine de
basitçe
kırılabilir bir nur
geliyor…insandaki coklu
dokuda olduğu gibi, kemik dokusunda da aralıksız
bir yapım ve devamlı
bir yıkım vardır. ömrünü tamamlamış dokuları fiziksel beden
uzaklaştırırken karşılık olaraq
yenisi gelir. Gençlerde, gelişmekte olanlarda yapım şimdiye kadar
fazladır, ara
jenerasyonda yapım ve yıkım dengededir. Yaşlı jenerasyonda yıkım henüz
fazladır. Burada
yıkım hala
fazla, yapım şimdiye kadar
az olunca, yıkılan kısımların yerleri boşluklar içinde
kalır. Yaşlılıkta birleşen
post menopozal osteoporoz yoksa
senil osteoporoz, insanın yaşamı içinde karşılaşacağı doğuştan
bir durum. Lakin
osteoporozun bir hastalık olduğu durumlar da kelime
konusu. Mesela
çıtır
erişkinlerde görülen idiopatik osteoporozlar gibi… Bu rahatsızlık hormon dengesi bozulduğunda, kemik yapım ve yıkımını etkileyen öbür
faktörler işin içine girdiğinde- ki bunlar gelişim hormonları olabilir, tiroid hormonları olabilir- karşımıza çıkabilir. Bu tarz
osteoporozlar, “sekonder osteoporoz” adıyla anılıyor. Bu sayfalarda ele alacağımız konu ise ilk gruba giren, yaşlılık döneminde araya
çıkan osteoporoz. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi uzmanları Prof. Dr. Metin Türkmen ve Prof. Yasemin
Güven’den konuyla interesan
detayları erkeklerin
göre
anlatmalarını istedik.osteoporozun belirtileriosteoporozun en yaygın bulgusu, omurga bölgesinde, sırt bölgesinde görülen ağrılar. Bu ağrıların nedeni de zayıflayan kemikte görülen mikro kırıklar gibi
açıklanıyor. Prof. Metin Türkmen konuyla interesan
şöyle konuşuyor: “sağlıklı kemiklerimizde mikroskobik düzeyde bir sürü kırık olur. Bu kırıklar fiziksel beden
tarafından kurulan
taze
kemik dokusu ile hemen
onarılır. Ama bu yapım ve tamir olayı osteoporozda duraklamaya girince, o mikro kırıklar büyüyerek makro kırıklar içine
gelir. Osteoporozun en basitçe
görüldüğü bölge omurgadır ve birleşen
kırıklar özünü
ağrıyla anlaşılan
eder. Dolayısıyla kritik sene
dönemine girmiş bir xanim
sırtının ağrıdığını belirttiğinde, ilk akla gelecek
osteoporoz olur. şunun
dışındaki yaygın belirtiler de basitçe
kırıklardır. Ara
sene
dönemindeki insanların düştüklerinde en fazla
el bileklerinde kırıklar görülür. Düşerken kendilerini korumak nedeniyle
ellerini uzattıkları esnada, el bileklerinde kırıklar oluşabilir. Kişi azıcık
yine de
yaşlanınca, düşmeyle kalçası kırılır. Azıcık
yine de
yaşlanınca, sadece
kasları da ince
ise kafasının ve göğsünün ağırlığı aşağıda
ezilen omurgasındaki kırıklar yüzünden
sırtında eğrilikler görülür.”osteoporozu önlemenin yollarıosteoporozlu bir kemik kaslar tarafından güzelce
destekleniyorsa, demek ki
hasta yaşlanmış ve osteoporozlu olsa da devmlı
hareket ediyorsa, kalça, sırt ve bel kasları kuvvetliyse, kırık oluşumu fazla
az oluyor. Türkmen, şunu
şöyle açıklıyor:“bir kemiğin kırılmalara yuz yuze
direnebilmesi nedeniyle
tek başına kuvvetli olması yetmez. O kemiği koruyan ve hareketlendiren bir de kas dokusu var. Kasların da, kasları yöneten sinir sisteminin de sağlam olması gerekir. Osteoporoz, kemiğin kütlesinin azalmasından kaynaklandığına göre, şunu
önlemek göre
önceden
kemik depolarını dolduğu sürece fazla
doldurmak gerekir. Kemikteki kalsiyum depoları ilk yirmi beş yıl fazla
kolayca
dolar. Yirmi beş yılla kırk beş yıl ortasına
zoraki dolar, ama kırk beş yıldan daha sonra
pratik gibi
bu depolara ekstra
etmek
olası
değildir. daha çok
tüm
gayret, olanı muhafaza yapmak
içindir. Kemik depolarını gençliğinde doldurmayan birisi, yaşlılıkta osteoporozdan kurtulamaz.“prof. Türkmen’in söylediğine göre, vücutta pek
bir denge var ki, kullanılmadığı ya da
ihtiyaç olmadığı dönem
o maddeyi biriktirmiyor. Kalsiyumun da vücutta depolanması için, vücudun ona ihtiyacı olması gerekiyor. Bu sebepile
de insanın aktif, sportif, hareketli olması önemli. “o süre
vücutta kuvvetli kemiğe ihtiyaç olacaktır, kemik depoları dolsun sanarak
de vücudun kalsiyuma ihtiyacı olacaktır” diyen Prof. Türkmen kalsiyumun osteoporozu önlemede tek başına elverişli
olmadığını vurgulayarak şöyle konuşuyor:“d vitamini de fazla
önemlidir. D vitaminini aktif nur
getirmek nedeniyle
güneşe çıkmak gerekir. Sonuç gibi
şunu söyleyebiliriz: Gıdamızda kalsiyum olmalı, beyazpeynir, ayran
ve yoğurdu henüz
hayli
tüketmeliyiz. Aldığımız bu kalsiyumu depolamak için, oyun
yapmalıyız, egzersiz yapmalıyız, kısacası aktif olmalıyız. Aktif olmadan osteoporozla mücadele yapmak
olası
değildir.“ Prof. Türkmen, yaşlılıkta kurulan
kemik yoğunluğu ölçümünde sağlam
bir karara varabilmek için, gençlik dönemindeki kemik yoğunluğunu da bilmenin mühim
olduğunu vurgulayarak, yaşlılık dönemini beklemeden, gençlik döneminde de kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmanın önemini vurguluyor. Zira, gençlik döneminde kemik yoğunluğu düşük olan ve şunu
bilmeyen biri
göre
yaşlılık döneminde kurulan
ilk kontrolde tespit edilen düşük yoğunluk değeri, uygunsuz
değerlendirmelere ve paniğe sebep
olabiliyorkimler risk altında?sekonder osteoporoz denilen, çıtır
yaştaki insanlarda dahi
osteoporozu tetikleyebilecek birtakım faktörler var. Bunların başında da ilaç kullanımı geliyor. Bilhassa
kortizon kullanan yoksa
uzun dönemde kullanması planlanan hastaların osteoporoz yönünden ilacı kullanmadan evvel
değerlendirip kullanım sırasındaki değerlerine nazaran
gerekirse osteoporoz tedavisine başlanabiliyor. Yasemin
Inanç
şunu
şöyle açıklıyor: “kortizon, kemik yıkan hücrelerin faaliyetini bir miktar artırıyor, hatta
doğrusu bunların faaliyetini frenleyemiyor. Dolayısıyla bununla birlikte
anda
yapım takip
oluyor
ama yıkım arttığı nedeniyle
- önceden
osteoporozun da temel mekanizması bu – ilacın da şöyle
bir olumsuz yan tesiri
oluyor. Bu tarz
ilaçların bir takım
hastalıklarda hayli
çabuk
yaşlarda, zorunlu gibi
uzun süreli ve hündür
dozda kullanımları gerektiği için, bu hastalar osteoporoz açısından bilhassa
riskli grubu oluşturuyor. Uzun süreli antiepiletik ilaç kullananlar ya da antikoagulan demek ki
kanı sulandırıcı ilaç kullananlar da bir miktar riskli ama en uca
riski taşıyanlar kortizon kullananlar.”bunun haric bilhassa
menopoza girme dönemi hayli
önemli. Eger
hususi
bir risk aksi halde
menopoz öncesinde hususi
bir tarama yapılmıyor. Menopoza giriş döneminde temel kemik yoğunluğu ölçümü yapıp kişinin o sanyede
bulunduğu hal
değerlendiriliyor. Yasemin
Güven, eger
herhangi bir kontraendikasyon riski aksi halde
xanim
doğurma
hekimi de uyan
görüyorsa, hastaya beş seneyi aşmamak şartıyla östrojen hormonu önerildiğini söylüyor. Emniyet
şöyle takip
ediyor: “östrojen hormonu kullanabilen kadınlarda fazla
yakın ve yoğun
takibe ihtiyac
yok, ,
östrojen hormonunun kemik yıkan hücrelerin faaliyetini yavaşlatma, dolayısıyla osteoporozu önleme benzer
olumlu bir tesiri
var. Ama bir fotoğrafda
menopoza giren kişi hormon alamıyorsa, ya da aldıktan belirli bir müddet
ardından
reglden kesiliyorsa ilk beş yıl içerisinde osteoporoz gelişme riski yoksa
başlama riski yüzde 40. Dolayısıyla bu ilk beş yıllık süre, osteoporozu birazcık
süratli 
bekleyebildiğimiz bir dönem. Bu dönemde gerekirse yıllık ya da iki yılda bir kez bulunmak
üzere takiplerini yapıp osteoporoza gerçek
bir gidiş varsa, o vakit
kemik yıkım hücrelerinin faaliyetini yavaşlatan birtakım ilaçların kullanımına başlıyoruz.” öte yandan menopoza girmiş her bayanın
kalsiyum ihtiyacı arttığı için, kesinlikle
kalsiyum desteği sağlanıyor. şunun
bu yüzden
sıra, D vitamini eksikliği Türkiye’de mühim
bir sorun. Kurulan
son araştırmalar da bu konunun önemini destekleyici nitelik taşıyor. ülkemizin içinde bulunduğu Ortadoğu grubu kadınlarda, bilhassa
osteoporozu olanlarda yüzde 80’lerin üstünde
D vitamini eksikliği saptanmış durumda. Yasemin
Güven, bu sebepile
D vitamini takviyesini de yaygınlaştırmaya çalıştıklarını vurguluyor.uygulanan tedaviler “osteoporoz teşhisi konan hastada bir komplikasyon yoksa, demek ki
kırık oluşmamışsa koruyucu tedaviye başlanıyor. Koruyucu tedavide ana çıkış noktası hastayı aktif nur
getirmek, egzersiz yapmasını sağlamak. Hareketli
yürüyüşler kemiğin mevcut kuvvetini korumasını sağlıyor. Aktivite ve hareket hesabında
kişinin kasları geliştikçe, kemiklere gelecek
zorlayıcı kuvvetler de azaltılmış oluyor ve dolayısı ile kırık riski de düşüyor. Türkmen bunların
haric bir de koruyucu ilaç kullanımına başlanabileceğini vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “bu ilaç grupları osteoporoz döneminde görülen yıkımı azaltabilir ve dengeleyebilir. Dolayısıyla bu tarz
ilaçları da hastanın sene
grubuna uyan
gibi
tedavide kullanıyoruz. Lakin
tek başına ilaç pek bir ne
anlatım
etmez, mühim
olan aktif olmaktır.“tedavinin bir ayrı
bu yüzden
da, birleşen
komplikasyonlarla ilgili. Mesela
omurgasında kırıklar başlayan, bu kırıklara ilişkili
ağrıları olan hastayı korumak nedeniyle
bir takım
tedbirler alınıyor. Bu tedbirler şöyle sıralanabiliyor: Egzersizler yaptırılıyor, mevcut omurga kırığının artmasını önlemek nedeniyle
hasta korselenip, çökmüş olan omurgaların içi kemik çimentosu ya da şuna
benzer bir takım
organik malzemelerle doldurularak omurganın yine de
aşırı
çökmesi engelleniyor. Böylelikle hastaların hem acısı
diniyor hem de duruşu düzeliyor, hasta yaşam kalitesine yeniden
kavuşuyor. El bileği ve kalçasında kırıklar mevcut olan hastanın da tedavisi yapılıyor. Her
bu tedavilerde hastayı ağrısız ve aktif bir nur
getirmek amaçlanıyor. ,
bu sene
grubunda hareketsizlik dönemi uzadıkça, osteoporoz hızla ilerliyor. “osteoropozu ilaç ve ilaç dışarısı
yöntemlerle sağaltma
etmenin bu yüzden
düzen
mühim
olan, kişisel risk faktörlerini göz önünde bulundurarak osteoporozun gelişmemesi nedeniyle
önlem almaktır” diyen Prof. Güven, osteoropozu önlemede de en mühim
silahın aktif bir yaşam sürmek, devmlı
egzersiz yapmak, elverişli
kalsiyum ve D vitamini çıkarmak
olduğunu bir kez fazla
vurguluyor.